YOY Mimarlık & Tasarım Ltd. Şti. Restorasyon / Mimarlık · Tasarım ve Uygulama

Rehber · YOY Mimarlık

Riskli tarihi yapı nasıl değerlendirilir?

Depremden önce yapılan "risk değerlendirmesi" ile depremden sonra yapılan "hasar tespiti" aynı şey değildir. İkisinin yöntemi de, hukuki sonucu da farklıdır. Tescilli bir yapıda hangisinin ne zaman gerektiğini ve mevzuatın nerede boşluk bıraktığını anlatıyoruz.

İki ayrı iş: risk değerlendirmesi ve hasar tespiti

Bu iki terim gündelik konuşmada birbirinin yerine kullanılıyor, oysa koruma literatüründe ayrı tanımları var. Risk değerlendirmesi afetten önce yapılır: yapının mevcut deprem güvenliği analiz edilir, riskli olanlar belirlenir, güçlendirme önceliklendirilir. Hasar tespiti afetten sonra yapılır: yapının aldığı hasarın düzeyi belirlenir, güvenliğe alma ve onarım öncelikleri buradan çıkar.

Fark yalnızca zamanlama değil. Risk değerlendirmesinin amacı yıkımı önlemek, hasar tespitinin amacı yıkımdan sonra kalanı kurtarmaktır. Antakya’da 6 Şubat 2023’ten sonra yaşanan sıkıntıların bir kısmı, deprem öncesinde tescilli yapı stoğu için yapılmış sistemli bir risk değerlendirmesinin bulunmamasından kaynaklandı.

İkisinin ortak noktası şudur: her ikisi de yapının belgelenmiş olmasını gerektirir. Rölövesi olmayan bir yapının ne riski ölçülebilir ne hasarı düzgün tespit edilebilir. Belgeleme, koruma sürecinin ilk adımı olduğu kadar afet yönetiminin de altlığıdır.

Neden iki aşamalı çalışılır?

Tarihi bir yapının deprem performansını laboratuvar deneyleri ve sayısal modellemeyle çözmek uzun ve pahalı bir iştir. Tek yapı ölçeğinde yapılabilir; ama bir kentsel sit alanındaki yüzlerce yapıya aynı anda uygulanamaz. Bu yüzden uluslararası uygulamada iki aşamalı bir yol izlenir.

Birinci aşama hızlı, gözleme dayalı ve sistematiktir: yapı bir formla, tanımlı ölçütler üzerinden taranır. Amaç kesin sonuç vermek değil, öncelik sırası çıkarmaktır — hangi yapılar ayrıntılı incelemeye alınmalı, hangileri acil güvenliğe alınmalı. İkinci aşama ayrıntılı analizdir: malzemeden örnek alınır, tahribatsız ya da az tahribatlı deneyler yapılır, sayısal model kurulur ve deprem performansı hesaplanır.

ICOMOS’un mimari mirasın strüktürel restorasyonuna ilişkin ilkeleri de bu bütünleşik yaklaşımı önerir: nitel (gözleme dayalı) ve nicel (ölçüme dayalı) yöntemler birlikte yürütülmelidir. Tarihi yapı homojen değildir; yüzyıllar içindeki ekler, onarımlar ve bozulmalar matematiksel modelin gerçeği yansıtma oranını belirsizleştirir. Gözlem, modelin körlüğünü kapatır.

Mevzuat nerede boşluk bırakıyor?

Türkiye’de yapıların deprem güvenliği iki ana metinle düzenlenir: Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar. Bu metinler yapıları taşıyıcı sistemine göre betonarme, çelik, yığma ve karma olarak gruplar. Hiçbiri tarihi yapılara özgü hazırlanmamıştır.

Sonuç şu: tescilli bir yapı için hukuken kullanıma açılmış, tarihi yapıların kendi niteliklerine göre hazırlanmış bir deprem riski ön değerlendirme rehberi bulunmuyor. Akademide geliştirilmiş model önerileri var, ama bunlar mevzuata bağlanmış araçlar değil. İtalya ve ABD’de anıtsal ve sivil mimarlık yapıları için tipolojiye dayalı ayrıntılı hasar tespit formları geliştirilmişken, Türkiye’de bu boşluk sürüyor.

Pratikte bu boşluk her yapıyı ayrı bir dosya hâline getiriyor. Tescilli bir yapıda yıkım kararı yalnızca Koruma Bölge Kurulu tarafından alınabilir; yapıya uygulanacak müdahalenin biçimi ve niteliği de yapının fiziksel durumuna bakılarak kurulca belirlenir. Yani standart bir eşik yoktur — dosyanın gücü belirleyicidir.

Güçlendirmede çağdaş sistemler artık açıkça tanımlı

Uzun süre tartışmalı olan bir konu, 2024 başında yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Güçlendirilmesi ilke kararıyla netleşti. Karar, esaslı onarıma yönelik zemin etüdü sonucunda yapının deprem etkilerinden korunması için fore kazık, sismik izolatör, radye temel gibi çağdaş sistemler önerilmesi hâlinde, ilgili bodrum projelerinin Koruma Kurullarınca değerlendirileceğini belirtiyor.

Bunun mülk sahibi açısından anlamı önemli: tescilli bir yapıda modern güçlendirme yöntemleri baştan yasak değildir. Ancak bunlar bir zemin etüdüne dayandırılmalı ve kurul onayına ayrıca sunulmalıdır. "Tescilli yapıya beton dökülemez" gibi genel geçer bir yargı doğru değildir; doğru olan, her müdahalenin gerekçesiyle birlikte kurulca değerlendirilmesidir.

Bu yüzden güçlendirme kararı, restorasyon projesinden ayrı düşünülemez. Zemin etüdü, taşıyıcı sistem analizi ve koruma ilkeleri tek dosyada buluşmalıdır. Bizim yaklaşımımız, güçlendirmeyi en son değil en başta konuşmak: rölöve alınırken hangi verinin ileride yapısal analiz için gerekeceğini bilerek ölçmek.

Bakım da bir deprem önlemidir

Deprem güvenliği tartışması genellikle güçlendirme üzerinden yürür: çelik, kazık, izolatör. Oysa bir yapının deprem anındaki davranışını belirleyen şeylerin başında, deprem gelmeden önceki malzeme durumu gelir. Suyunu almış, harcı bozulmuş, kenetleri paslanmış bir duvar, aynı depremde sağlam bir duvardan farklı davranır.

Antakya’da tescilli yapılar üzerinde termal kamerayla yapılan bir karşılaştırma bunu ölçülebilir hâle getiriyor. Restorasyonu yapılmış yapılarda ısı geçişleri yumuşak ve düzenli; malzemede ve strüktürde bozulma yok, su sızması görülmüyor. Restorasyonu yapılmamış yapılarda ise geçişler sert; nem ve zemin suyu kaplama malzemelerinde fiziksel ve kimyasal kayıplara yol açmış, bazı yapılarda hasar taşıyıcı sisteme kadar ilerlemiş, yer yer çökmeler başlamış.

Buradan iki sonuç çıkıyor. Birincisi, termografi ucuz ve tahribatsız bir ön değerlendirme aracıdır: duvarın içindeki nemi, gizli su kaçağını ve dolgu farklarını yüzeye dokunmadan gösterir. Birinci aşama taramada gözle görülmeyeni görünür kılar.

İkincisi ve daha önemlisi: bakım ertelenebilir bir masraf değildir. Çatı akıntısını, bozulmuş derzi, tıkanmış su yolunu küçükken çözmek, yıllar sonra taşıyıcı sistem onarımı yapmaktan hem ucuzdur hem de yapının özgün malzemesinden daha azını kaybettirir. Depreme hazırlık, çoğu zaman büyük bir güçlendirme projesinden önce basit bir bakım takvimiyle başlar.

Sık Sorulan Sorular

Yapım tescilli; belediyeden riskli yapı raporu alabilir miyim?

6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı tespiti, tescilli taşınmaz kültür varlıklarında yıkım için doğrudan bir yol açmaz. Tescilli bir yapıda yıkılma tehlikesi (mail-i inhidam) iddiası da dahil olmak üzere yıkım kararı yalnızca Koruma Bölge Kurulu tarafından alınabilir. Yapının durumu tehlikeliyse doğru yol, belgeli bir hasar tespiti ve acil güvenliğe alma önerisiyle kurula başvurmaktır.

Hızlı tarama yapıldıysa ayrıntılı analiz gerekmez mi?

Gerekir. Hızlı tarama bir öncelik sıralaması aracıdır, güvenlik belgesi değildir. "Bu yapı ayrıntılı incelemeye alınmalı" ya da "bu yapı acilen güvenliğe alınmalı" der; "bu yapı depreme dayanıklıdır" demez. Güçlendirme projesi ancak ikinci aşama analizle, malzeme deneyleri ve sayısal modelle kurulabilir.

Ayrıntılı analiz yapıya zarar verir mi?

Yöntem seçimiyle yönetilir. Sıralama tahribatsız yöntemlerden başlar; gerektiğinde az tahribatlı, en son tahribatlı deneylere geçilir. Örnek alınacaksa yapının belgesel değeri en düşük, temsil gücü en yüksek noktalarından alınır ve alınan yerler rölöve üzerinde işaretlenir. Koruma ilkesi burada da aynıdır: en az müdahaleyle en çok bilgi.

Kaynak

Bu yazıdaki yöntem ve mevzuat çerçevesi için başlıca kaynak: Naycı, N. (2023). 06 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri Ardından Riskli Tarihi Yapıları Değerlendirme Yöntemleri Üzerine Bir İnceleme. SKETCH — Şehir ve Bölge Planlama Dergisi, 5 (2), 54–75. DOI: 10.5281/zenodo.10986364. Ayrıca ICOMOS (2003), Mimari Mirasın Analizi, Korunması ve Strüktürel Restorasyonu İçin İlkeler; Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 660, 24, 35 ve 110 sayılı ilke kararları. Termal kamera karşılaştırması için: Dönmez, S. (2023). Geleneksel Antakya Evlerinin Yapısal Sistemlerinin Fiziksel Çevre Denetimi Bağlamında Analizi. Yüksek lisans tezi, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi. Yorum ve uygulama önerileri YOY Mimarlık’a aittir; mevzuat güncellenebilir, işlem öncesinde ilgili Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden teyit alınmalıdır.

Hizmetler

Projeler

Projenizi konuşalım

Hatay ve Antakya başta olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerinde rölöve, restitüsyon, restorasyon ve rekonstrüksiyon projeleri hazırlıyor, Koruma Bölge Kurulu süreçlerini tek elden yürütüyoruz.